Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, þunlarý söyledi:"Ben senin bilmediðin bir þey öðrendim. Sana Sebe'den yakîn bir haber getirdim." (Neml sûresi: 22)
Îmân aðaç gibi olup; kökü yakîn, dalý takvâ, nûru hayâ, meyvesi cömertliktir. (Ali (r.anh))
2. Saðlam, sarsýlmayan, þüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân.
Âgâh olunuz ki; insana dünyâda yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) daha hayýrlý bir þey verilmemiþtir. Öyle ise Allah'tan o ikisini isteyin. (Hadîs-i þerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Yakîn ihsân edilen birinin kerâmetlere, hârikalara, ihtiyâcý olmaz. Bütün bu kerâmetler, Zât-ý ilâhînin zikrinden ve kalbin bu zikr ile zînetlenmesinden aþaðýda kalýr. (Ýmâm-ý Rabbânî)
Kalb, bid'at pisliklerinden temizlenmedikçe ve Ehl-i sünnet îtikâdý ile süslenmedikçe, hakîkat güneþinin ýþýklarý oraya giremez. O kalb yakîn nûru ile aydýnlanamaz. (Ahmed Raûf)
Her þeyi akýl ile isbât ederek inandýrmak kolay deðildir. Yakîn elde edebilmek için, isbât yoluna gitmektense, kalbi hastalýktan kurtarmak lâzýmdýr. (Ýmâm-ý Rabbânî)
3. Ölüm.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:
Sana yakîn gelinceye kadar da Rabbine ibâdet et. (Hicr sûresi: 99)
Mücrimlere, sizi Cehennem'e sokan nedir? derler. (Onlar da cevap verirler): Biz namaz kýlanlardan deðildik. Yoksulu doyurmazdýk. (Bâtýla) dalanlarla berâber dalardýk. Hesâb gününü de yalan sayardýk. Nihâyet bize yakîn gelip çattý. (Müddessir sûresi: 41-47)
|