Allahü teâlâ Kur'ân-ý kerîmde meâlen buyurdu ki:
O îmân edenler, o yahûdîler, o sâbiîler, o nasrânîler, o mecûsîler, o (Allah'a) eþ koþanlar (yok mu?) Allah kýyâmet günü (bütün) bunlarýn aralarýný mutlaka ayýracak (ilâhî hükmünü verecek)týr. Çünkü Allah her þeyi hakkýyla görüp bilendir. (Hac sûresi: 17)
Þüphe yok ki îmân edenlerle, yahûdî olanlardan, sâbiîlerden, masrânîlerden kim Allah'a ve âhiret gününe îmân edip de sâlih amelde bulunursa, artýk onlarýn üzerinde hiçbir korku yoktur. Onlar mahzûn da olacak deðillerdir. (Mâide sûresi: 69)
Sâbiîler, yýldýzlarýn büyük rûhlarýnýn olduðunu kabûl ederler. Hakîm, mukaddes, celâl ve azâmetine (büyüklüðüne) ulaþýlmasý imkânsýz, fakat rûhlar vâsýtasý ile kendisine yaklaþýlabilen bir yaratýcýya inanýrlar. Rûhlar, cevher olarak cismânî (cisim olan) maddelerden ve cismânî melekelerden münezzehtirler. Fiilde bunlar eþyâyý meydana getirir, yenileþtirir ve bir hâlden diðer hâle deðiþtirirler. Yedi seyyârenin (gezegenin) idârecileri bunlardan olup seyyâreler onlarýn mâbedleri gibidir. Seyyâreleri rûhlar hareket ettirirler. Dünyâ hâdiselerini, rüzgârlarý, fýrtýnalarý, zelzeleleri onlar idâre eder ve her varlýða kuvvet ve kânunlarýný onlar daðýtýrlar. Domuzun, köpeðin, pençeli yýrtýcý kuþlarýn ve güvercinin etini yemezler, sünnet yaptýrmazlar. Dînî merâsim dilleri Süryânîcedir. (Þehristânî)
|