Mefhar-i mevcûdât efendimizin, güzel huylarýndan, edeblerinden bâzýlarý þunlardýr:
Ýnsanlarýn en rahat davrananý, en kahramaný, en adâletlisi, en çok affedeni, en cömerdi idi.
Kendisinden bir þey istendiðinde, "yok" dediði görülmemiþtir.
Ýnsanlarýn en doðru konuþaný idi.
Kendi evinde iken, tek baþýna kalkar, yiyeceðini alýr yerdi. Ýstediði bir þeyi yemek için evdekileri zorlamazdý.
Suyu oturarak, üç yudumda ve süzerek içerdi. Aðzýný doldura doldura yutmazdý. Bunun için þöyle buyururdu: "Ciðer hastalýðý aðzýný doldurup yutmaktan gelir." (El-Hadâik-ul-Verdiyye, Abdülmecîd Hânî)
Mefhar-i mevcûdât efendimiz, bir hadîs-i þerîflerinde þöyle buyurdular: "Peygamberlere minberler kurulacak üzerine oturacaklar. Benim minberim olacak, ben üzerine oturmayacaðým. Rabbimin huzûrunda ayakta dikileceðim. Bunun üzerine Allahü teâlâ þöyle buyuracak; "Ümmetine ne yapmamý istiyorsun?" "Yâ Rabbî! Hesâblarýný hemen görüver" diyeceðim. Hemen çaðrýlýp hesaplarý görülecek; kimi O'nun rahmetiyle, kimi de benim þefâatimleCennet'e girecek. Þefâat etmeye öylesine devâm edeceðim ki, elime isimleri Cehennemliktir diye yazýlý bir liste verilecek ve Cehennem hâzini (bekçisi) þöyle diyecek: "Ey Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)! Ümmetin hakkýnda Rabbimin gazabý için, hiçbir þey býrakmadýn." (Þifâ-i Þerîf, Menâhil)
Mefhar-i mevcûdât Muhammed-i Mustafâ'ya salevât. (Süleymân Çelebi)
|