Evliyânýn çoðu, ancak öldükten sonra hakk-ul-yakîn makâmýna varmaktadýr. Bu dünyâ hayâtýnda hayâlden kurtulmak imkânsýzdýr. Evliyânýn büyüklerinden, pek az seçilmiþleri, bu dünyâ hayâtýnda iken, bu devlete erdirmekle þereflendirirler. Dünyâda olduklarý hâlde, bilgilerine hayal karýþmaz. (Ýmâm-ý Rabbânî)
Ýlmi ve ameli þerîat gösterir. Ýlmin ve amelin rûhu ve kökü gibi olan ihlâsý (her þeyi Allah için yapabilmeyi) elde etmek için tasavvuf yolunda ilerlemek lâzýmdýr. Güçlükle ve çalýþarak ele geçen ihlâs devamlý olmaz. Sonra kalbe nefsin arzularý gelir. Zahmet çekmeden ele geçen ihlâs devamlýdýr. Zahmet çekerek elde edilen, devâmsýz ihlâsýn sâhiplerine muhlis denir. Devâmlý ihlâs sâhiplerine muhlas denir. Muhlas olana ibâdet yapmak, tatlý ve kolay olur. Çünkü bunlarda nefislerinin arzusu ve þeytanýn vesvesesi kalmamýþtýr. Böyle bir ihlâs, insanýn kalbine ancak bir velînin kalbinden gelir. Bu ihlâs ile insan hakk-ul-yakîn mertebesine kavuþur. (Ýmâm-ý Rabbânî)
|