Kur'ân-ý kerîmde meâlen buyruldu ki: Ýnsan, hýrslý ve sabrý az yaratýldý. (Meâric sûresi: 19) Âyet-i kerîmede hýrslý ve sabrý az mânâsýna olan "helû" lafzý mücmel olup, ondan sonra gelen; "Ona bir sýkýntý dokunursa, feryâd eder. Ona hayýr (mal) isâbet ederse cimrilik eder" (Meâric sûresi: 20,21) âyet-i kerîmeleri ile açýklanmýþtýr. (Serahsî)
Ahkâm (hükümlerle ilgili) âyetlerinin ekserisi, mücmeldir. Bunlarýn çoðunu Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem açýklamýþtýr. Meselâ, mücmel olan salât lafzýný; "Ben nasýl salât (namaz) kýlýyorsam, siz de öyle kýlýn" buyurarak îzâh etmiþlerdir. (Serahsî)
Resûlullah'tan (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Eshâb-ý kirâmdan (radýyallahü anhüm) gelen haberlere ve âlimlerin tefsîrlerine ve tefsîr ilminin usûlüne bakmadan ve Kureyþ lügatýný bilmeden ve hakîkat (sözün hakîki, asýl mânâsý) ile mecâzî (hakîki olmayan mânâsýný) düþünmeden, mücmel, mufassal (geniþ mânâsýný), umûmî ve husûsî olanlarý birbirinden ayýrmadan ve âyet-i kerîmelerin indirilme sebebleri gibi daha pekçok þeyi araþtýrmadan verilen mânâyý, Allahü teâlânýn murâdý, kasdettiði mânâ diye söylemek doðru deðildir. (Abdülhakîm Arvâsî)
|