Þunu iyi bilmelidir ki, maksada kavuþmak için çalýþan sâlikin hep þerîate, Ýslâmiyete uymasý þarttýr. Tasavvuf yolunda en önemli vazîfe olan zikr-i ilâhî (Allahü teâlâyý anmak) þerîatin emirlerinden biridir. Ýslâmiyet'in yasaklarýndan sakýnmak da bu yolda lâzýmdýr. Farzlarý yapmak, sâlikin ilerlemesini kolaylaþtýrýr. Tasavvuf yolunu iyi bilen ve sâlike yol gösteren âlim aramaðý da dînimiz emretmektedir. (Ýmâm-ý Rabbânî)
Tasavvuf büyüklerinin rûhlarýna Fâtiha ve salevât sevâbý göndererek onlarý, Allahü teâlâya kavuþmak için vesîle yapmalýdýr. Zâhir (sûret) ve bâtýn (kalb, ruh) saâdetlerine ancak onlarýn güzel ahlâkýna sarýlmak ile kavuþulur. Baþlangýçta olan sâliklerin kalbleri tasfiye bulmadan (temizlenmeden) önce evliyânýn kabirlerinden feyz almalarý güçtür. Bunun için Behâeddîn-i Buhârî hazretleri; "Ýslâm'ýn güzel ahlâkýna sâhib bir kimse ile olmak, evliyânýn kabirleri ile olmaktan daha iyidir" buyurdu. (Mazhar-ý Cân-ý Cânân)
|