Velîden meydana gelen kerâmet, tâbi olduðu peygamberin mûcizesidir. Kerâmet ya kâinât içindeki maddî þeylerle yâhut rabbânî ilim ve mârifetlerle ilgili olur. Ýkinci kýsým kerâmetler daha yüksektir. (Abdülhakîm Arvâsî)
Kerâmet, evliyâlýk için þart deðildir. Yâni kerâmetin velîlerde mutlaka bulunmasý þartý yoktur. Hârikulâde haller, bâzan hâli dîne uygun olmayan kimsede de görülebilir ki bu istidrac veya sihir (büyü) yoluyla olur. Buna kerâmet denmez. Çünkü kerâmet dînin emirlerine uyup, yasaklarýndan sakýnan kimseden meydana gelir. Ýstidrac, nîmet gibi görünen, aslýnda sâhibi için, felâket olan hârikulâde hallerdir. (Abdülhakîm Arvâsî)
Bütün hârikulâde haller ya istiyerek meydana gelir veya istemeyerek. Ýstemeyerek meydana gelenlerde kerâmet sâhibi çok mahcûb olur ve kendini gizlemeye çalýþýr. Ýstiyerek meydana gelen kerâmet eðer din için faydalý olacaksa, izhârý gösterilmesi câizdir. Din için faydalý deðilse, kerâmet sâhibi onu göstermeye aslâ teþebbüs etmez. (Muhyiddîn Ýbn-ül-Arabî)
|