Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Azýk ve binek bakýmýndan yoluna gücü yeten her kimsenin o Beyt'i (Kâbe'yi) hac etmesi, insanlar üzerine Allahü teâlânýn hakkýdýr, farzdýr. (Âl-i Ýmrân sûresi: 97)
Hac edip de beni ziyâret etmeyen kimse, beni incitmiþ olur. (Hadîs-i þerîf-Dâre Kutnî)
Allah'ým! Hac edeni ve onun af ve maðfiret olunmasýný istediði kimseyi af ve maðfiret eyle. (Hadîs-i þerîf-Lübâb-ül-Ýhyâ)
Kadýn, yanýnda bir mahremi olmadan hacca gidemez. (Hadîs-i þerîf-Künûz-ül-Hakâyýk)
Ticâret yapmak ve hac etmek için giden bir kimsenin, hac niyeti ziyâde (fazla) ise, sevâb kazanýr. Ticâret niyeti çok ise veya iki niyet eþit ise, hac sevâbý kazanamaz. (Alâüddîn-i Haskefî)
Kulun haccýnýn kabûl olduðunun alâmeti, hacda Peygamber efendimizin ahlâký ile ahlâklanarak, dönmesi, günâha hiç yaklaþmamasý, kendini hiç kimseden üstün görmemesi, ölünceye kadar dünyâya meyletmemesidir. Haccýnýn kabûl olmadýðýnýn alâmeti de, hacdan döndüðünde evvelki hâli üzere bulunmasýdýr. (Ali Havvâs)
|