Mebî', akd yâni sözleþme yapýlýnca, müþterinin mülkü olur ise de, teslim alýnmadan önce kullanýlmasý câiz deðildir. Bunun için teslim almadan önce tam mülkü deðildir. Teslim almadan zekât hesâbýna katýlmaz. (Ýbn-i Nüceym)
Mebî' tâyin (belli) edilince teayyün eder yâni belirtilen malýn kendisinin verilmesi, teslim edilmesi lâzým olur. Benzerini vermek olmaz. (Mevkûfâtî)
MECÂZ: Bir münâsebet, ilgi sebebiyle konulduðu asýl mânâdan baþka bir mânâda kullanýlan lafýz (söz) veya mânâ.
Kur'ân-ý kerîmde meâlen buyruldu ki: "Ýstersen köye sor." (Yûsuf sûresi: 82) Âyet-i kerîmede mecâz vardýr. Çünkü, bir yer olan "köy" zikredilmesine raðmen, içerisinde yaþayan insanlar kasdedilmiþtir. (Þeyhzâde)
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevvereye hicret ettikleri zaman O'nu gören Medîneliler; "Üzerimize bedr (dolunay) doðdu" dediler. Burada bedr kelimesinde mecâz vardýr. Çünkü, bedr gökteki yýldýzlardan birisi olduðu hâlde, onunla Peygamber efendimiz kastedilmiþtir. (Sekkâkî, Teftâzânî)
Kelâmda asl olan mânây-ý hakîkattýr. Mânây-ý hakîki (ilk konulduðu mânâ) kastedilmesi mümkün olmadýðý zaman mecâzî mânâ ele alýnýr. Evlâd (çocuklar) lafzý, sözü asýl mânâsý îtibâriyle ahfâd (torunlar) lafzýný içerisine almaz. Fakat bir kimse malýný evlâdýna vakfetse, ancak evlâdý bulunmasa, bu takdirde, evlâdýndan ahfâdý kastedilir. (Ali Haydar Efendi)
|